Klinik Karar Verme/akıl Yürütmede İkili Sistem Yaklaşımı: Sinirbilim Bulguları Bağlamında Eleştirel Düşünme, Reflektif Uygulama ve Bilinçli Farkındalık İlişkisi

Sinem Yıldız İnanıcı

[email protected], Marmara Üniversitesi

Klinik akıl yürütme, henüz tam olarak anlaşılmamış karmaşık bir süreç olup hastayla paylaşılan karar verme ve iletişim becerileri dahil olmak üzere klinik beceriler, laboratuvar testi kullanımı ve yorumu, bilişsel yanlılıklar ve diğer insan faktörü değişkenlerinin anlaşılması, eleştirel düşünme ve hasta merkezli kanıta dayalı tıp gibi elemanları içerir (Cooper ve Frain, 2016). Bu derlemede, klinik karar verme/akıl yürütmenin ikili sistem yaklaşımıyla ele alınması amaçlanmıştır. Yanlış tanıya götürebilecek bilişsel yanlılıklar bu teori bağlamında tanımlanmış, eleştirel düşünme, reflektif uygulama ve bilinçli farkındalık kavramlarının klinik karar verme/akıl yürütme becerisini geliştirme ihtimali tartışılmıştır. Tartışma, son dönem sinirbilim araştırma bulguları üzerine temellendirilmiştir.

İkili süreç/ikili sistem teorileri, bilişsel bir görevin yerine getirilmesinde biri (Tip 1) hızlı, otomatik, bilinçdışı, diğeri ise (Tip 2) yavaş, kontrollü ve bilinçli olmak üzere iki ayrı zihinsel işlem sürecinin olduğunu varsaymaktadırlar. Bu iki süreç farklı mekanizmalarla işleyip, birbiriyle çelişen sonuçlar yaratabilirler. Bunlardan ilki, çağrışımsal, höristik veya sezgisel, ikincisi de kural temelli, analitik veya reflektif şeklinde de tanımlanmaktadır. İkili sistem teorileriyle kast edilen ise Sistem 1 ve Sistem 2 olarak dile getirilen, ilkinin Tip1 sürecini, ikincisinin ise Tip 2 sürecini desteklediği akıl yürütme sistemleridir (Frankish, 2010).

 

Araştırmacılar, çok sayıda yanlılık çeşidinden bahsetmişlerdir. Yanlılıkların yanı sıra, klinik karar verme sürecinin bağlam, hastanın özellikleri, kararın ve içeriğinin ne olduğu, nasıl algılandığı ve bireysel özellikler gibi pek çok değişkenle etkileştiği düşünüldüğünde tutarlı biçimde en uygun kararları veren klinisyenler yetiştirmenin zorluğu açığa çıkar (Croskerry, Singhal ve Mamede, 2013). Yanlılıkların farkında olmaya ve onları düzenleyecek biçimde Sistem 2’yi devreye sokmaya yarayacak uygulamalarla yanlılıklara bağlı tıbbi hataların azaltılması mümkün olabilir. Bu noktada akılda tutulması gereken bir şey de Sistem 2’nin de hataya açık olduğu bilgisidir (Arkes, 1991).

Bilişsel yanlılığı ortadan kaldırmak üzere pek çok eğitsel strateji öne sürülebilir. Bu derleme kapsamında ele alınacak olanlar, eleştirel düşünce, reflektif uygulama ve bilinçli farkındalık becerilerinin geliştirilmesidir.

 

Eleştirel düşünme ile klinik akıl yürütme/karar verme arasındaki ilişki açısından çelişkili sonuçlar bildirilmektedir. Bazı araştırmalarda iki değişken arasında pozitif korelasyon bulunurken diğerlerinde ilişki saptanmamıştır. Bu tutarsızlığın metodolojik hatalardan kaynaklanabileceği sıklıkla ileri sürülmektedir (O’Neill ve Dluhy, 1997; Girot, 2000; Lee, Abdullah, Subramarian, Bachman ve Ong, 2017). Eleştirel düşünmenin, boyutları ve alt boyutları incelendiğinde (bilişsel açıdan yorum, analiz, değerlendirme yapma becerisi, afektif açıdan mantık kurallarını işletebileceğine dair duyulan öz-güven, kendi yanlılıklarıyla yüzleşme konusunda dürüstlük, meraklılık gibi) (Facione, 1990) klinik karar vermenin geliştirilmesinde kullanılabileceği önerilebilir.

 

Hekimler, hem öğrencilik yıllarında (hem klinik hem de klinik öncesi) hem de mesleklerini icra ederken değişen çeşitlilik ve zorlukta klinik akıl yürütme/karar verme görevleriyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Kişilerin, bu deneyimler esnasında devrede olan biyo-psiko-sosyal-etik süreçlerin farkına varmaları, o süreçleri nasıl etkilediklerini ve bunlardan nasıl etkilendiklerini derinden idrak etmeleri, ikili sistem yaklaşımında bildirilen Tip 1ve Tip 2 süreçlerinin etkin biçimde kullanımını gerektiriyor olabilir. Her ne kadar bu süreçler ayrı ayrı tanımlanmış olsalar da paylaşılmış nöral alt yapıları sayesinde beraber de çalışmaktadırlar.

Bilinçli farkındalık uygulmamasının dikkatin öz-düzenlemesi ve deneyime yönelim, açıklık, merak ve kabul ile yaklaşmak şeklindeki unsurları reflektif uygulamanın derinleştirilmesi için eğitim programlarında kullanılabilir (Bishop ve ark., 2004).

Anahtar Kelimeler

tıp eğitimi, karar verme